" A super cool template for bloggers, photographers and travelers "

Aşkta Kendini Değersiz Hissediyor musun?

İlişkilerde kendini değersiz hissediyor musun? Aşkta güven duymak, sevmek, sevilmek ve değerli olmak sence imkansız mı?

Aşkta kurban sen misin?

Bilmeni istediğim ilk ayrıntı; karşına çıkan herkes elbirliği ile sözleşip hayatı burnundan getirmek, sana kendini berbat hissettirmek üzere seni kurban seçmiyor!

Aslında olan çok basit ve açık; milyarlarca insanın arasından onları sen seçiyorsun! Görünürde en saf duygularla sevilmeyi istediğini zannediyorken, bilinçaltının sana verdiği komutlar sayesinde ‘İstediğin kişiye değil’, ‘İhtiyacın olan kişiye’ bakışlarını çevirirsin.

Ve evet, gözyaşlarının, kalp kırıklıklarının, anlaşılamamanın, sadakatsizliğe uğramanın, mutsuz olmanın nedeni bir başkasının sana beslediği nefret değil, tamamen kendine neyi layık gördüğünle bağlantılıdır.

Çocukluk anıların seni sen yapar

Senin aşka ve sevgiye dair inançların, bildiklerin, öğrendiklerin, dolayısıyla bilinçaltına yerleşen kodlar çocukluk çağına dayanır. Orada kendini yetersiz sevilmiş hissettiğinde veya sevmenin yolunun tahammülden geçtiğini öğrendiğinde, ebeveynlerinin yani en çok güvendiğin iki insanın birbirlerini sevme biçimlerini izlediğinde çocuk zihnin aşkı ve sevgiyi bir takım duygularla eşleştirir.

Örneğin;

Çok sevmek acı verir.

Değerli olmak için her şeye evet demek şarttır.

Aldatılmak ilişkinin kaçınılmazlarındandır.

Kaçan kovalanır.

Kavgasız gürültüsüz ilişki modeli yoktur.

Erkekler kadınlara hükmeder.

Kadınlar erkeklere boyun eğer.

İtaat ettiğinde daha çok sevilirsin.

İnsan çok sevdiğini hırpalar.

Sadece bir kez aşık olunur.

Aşk kaderindir ve insan bir zorbaya aşık olabilir.

… gibi kayıtlar bilinçaltına yerleştiğinde ve ayrıca anne-babayı rolmodel aldığında (babam annemi terk etti, her erkek terk eder veya annem babam yüzünden daima ağladı, aşk ağlatır.) aşka bakış açın şekillenmiş olur.

Katı kurallar ile yetişmek

Bütün bunlarla beraber sana susmanı, edepli olmanı, lafa karışmamanı tembihleyen, aferin almak için şekilden şekile girdiğin, şımartmamayı ilke edinmeleri yüzünden sevgiyi esirgeyen  ebeveylerin sayesinde kendi değerinin ne olduğundan bihaber bir çocuk olman gayet doğaldır.

İşte bu travmatik çocukluk anıların bir yetişkin olduğunda seni aşktan yana başarısız olmaya, birbirinden hasarlı ilişkiler kurmaya iter. Aslında burada dikkatini vermen gereken şey kendini nerede bulmaya çalıştığındır.

Ve konu gelir, öz sevgiye dayanır!

Kendini arıyorsan bakman gereken yer bir başkasının sana yüklediği değerin ölçüsü ya da ne kadar sevildiğin, ne kadar önemli olduğun bir ilişki değil, kendi içinde keşfedilmeyi bekleyen öz sevgidir.

İnsanın kendini bulması demek, kendini tüm kusurlarıyla ve varlığıyla kabul etmesi, sevmesi, onaylaması anlamını taşır. Kendine yetebilmek tam da budur aslında.

Kendini bulmak ne demek?

Kendini bulmuş olanlar, yaşamlarına eşlik edenlere daha iyi biri haline getirilmek, daha çok sevilmek, tamamlanmak, değerli hissetmek gibi bir görev ya da sorumluluk yüklemezler. Onların bakış açısı hayatın güzel anlarını çoğaltacakları yol arkadaşlarına sahip olmaktır.

Oysa sevmeye, sevilmeye ve ait olmaya duyduğumuz güçlü arzunun nedeni başka birisinde kendi eksik parçamızı bulup tamamlanmaya çalışmaktan kaynaklanır.

Kendini aramak daima zordur

Kendini arayanların yolculuğu işte bu nedenle daima zordur. Çünkü onlar kendi içsel güçlerini, sahip oldukları değeri kabul edene ve kendilerini tam da oldukları haliyle sevmeyi başarana kadar hayatın en sert tarafıyla yüzleşmek zorunda kalırlar.

Dışarıdan beklediğin her şey sende var!

Çünkü dışarıdan bekledikleri ilginin, sevginin, onaylanmanın, değerli olmanın aslında kendilerinde var olduğunu fark edene kadar bu hikaye mutlu sonla bitmeyecektir.

Hayat seni omuzlarından tutup sarsamayacağına göre, kendini başkalarıyla tamamlamanın mümkün olmadığını sana öğretmek için hiç durmadan çalışır. Yoluna engeller koyar, seni yavaşlatır, açılmasını beklediğin kapıları kapatır.

Aşk bağımlı olmak demek değildir

Yaşadığın ilişkilerde eğer ‘O olmadan yaşayamam.’, ‘Onsuz nefes alamıyorum.’, ‘O beni tamamlıyor.’ gibi cümleler kuruyorsan tehlike çanları çalmaya başlamış demektir. Hayatının kırılma noktası tam da burasıdır; senin ne kadar sevilebilir olduğuna, ne kadar değeri hak ettiğine bir başkasının karar vermesi, göstereceği ilginin dozunu kendine göre ayarlaması, azaltması ve hatta bütün bunları vermekten vazgeçmesi sadece aşka ve sevgiye değil, kendine olan inancını da yerle bir edecektir.

Her şey sende saklı

Sen kendi ruhunda var olanı keşfedemediğin ve yetersiz olduğuna inandığın sürece başka biri tarafından tamamlanma arayışını gittikçe zorlaşan şartlar altında sürdürürsün.

Bizler yaratılışımız gereği eksik taraflarımızı ancak kendi içimizde bulup iyileştirebiliriz. Başka biri tarafından tamamlanmak diye bir şey imkansızı zorlamaktır. Dışarıda bulmayı beklediğin güç, cesaret, inanç, değer, bilgi ve sevgi ve diğer her şey zaten senin içinde vardır.

Sahip olduğun yeterliliği reddetmek ve birilerinden beklemek sence ne denli doğru?

Kendini bulma yolculuğunda hayatına dokunan insanlarla sevgiyi paylaş. Bilgiyi çoğalt. Işığını parlat. Birbirinizin hayatını kolaylaştırın. İyiliği ve güzelliği yarat. İçinden geçtiğin her hayat seninle birlikte değerine değer katsın. Ama ne olursa olsun, kendi başına bir birey olduğunu unutma lütfen. Sırtını birine yaslama. Birinin ilgisine ve sevgisine bağımlı olma. Kimseye bel bağlama. Buraya yalnız geldiğimizi ve yalnız gittiğimizi aklının en görünür yerine büyük harflerle yaz.

Önce sen!

Kendi içindeki yeterlilik bilincine sahip ol. Yaşadığın aşklar, sevgiler, ilişkiler, karşılaştığın insanlar, biriktirdiğin anılar seni daha özel, daha değerli, daha iyi biri yapamaz. Bütün bunları ancak sen kendi kendine var edebilirsin. Diğer her şey ve herkes hayatın ayrıntılarıdır.

Sevgiyle ve Işıkla,

Ruhsal Bilge

YOU MIGHT ALSO LIKE

0 Yorum

Yorum Yap

Your email address will not be published.