" A super cool template for bloggers, photographers and travelers "

Bilgelik Bazen Susmayı Gerektirir

Bazı insanlar neden susmayı bilmiyor olabilir? Nedeni anlatacak çok fazla hikayeleri olmasından mı, yoksa her şeyi en iyi bildiklerini sanmalarından mı? Bence cevap ikincide saklı!

Cümlelerinin sonuna nokta koymayı bilmeyen insanlarla oturup konuşmak ızdırap sebebidir. Minik bir boşluk yakalayıp araya girmeye çalışırsınız ama kelimeleriniz havada asılı kalır, çoğunlukla kendiniz söylersiniz ve kendiniz dinlersiniz.

Çok konuşmak ama boş konuşmak dramdır!

Kalemi yalvartan uzun ve ağdalı cümlelerle doldurulan sayfalar gibi asıl anlatmak istediklerinin birini bile anlamadığınız hatta bir süre sonra ne anlattıklarını bile anımsamadığınız, insanların kendini ifade etme yoksunluğu aslında bir dramdır.

Kronik gevezeleri nasıl bilirsiniz?

Her şeyi en iyi ben bilirimciler

Dert bende derman sendeciler

Sen sus gözlerin konuşsuncular

Ne kadar çok kelime o kadar çok popülariteciler

Söylediğini unutan, bin defa daha anlatanlar,

Altını çize çize aptala anlatır gibi tekrara düşenler

Konuşmaya hasret kalmış gibi yakaladığına hayat hikayesini anlatanlar

Karşısındaki insanı öldürmeyip süründürdüğünü asla anlamaz.

Oysa, en çok ben anlatmalıyım dercesine başkalarının ne söylediğine kulaklarını kapatır gibi, daha yüksek sesle konuştuğumda sözlerim daha iyi duyulur yanılgısına düşer gibi, bağıra bağıra, avaz avaz, nefes almadan konuşmak, hiçbir işe yaramaz.

Kendini anlatmak nedir?

Çünkü kendini anlatmak, böyle bir şey değildir. İnsanın içini bayıltan, konudan uzaklaşan, oradan oraya atlayan darmadağınık sözler ne yazıya döküldüğünde ne de dile getirildiğinde duyulur olur.

Etrafınızda hiç susmayan birileri var mı?

Kendinize itiraf edin; mutlaka çalan bir telefona bakıp da cevap vermek istemediğiniz olmuştur. Aynı hikayeyi dinlemekten usandığınız için köşe bucak kaçtığınız insanlar yok mu? Elbette vardır.

Nasılsın diye sormaya korkar olduğunuz birileri başkalarını usandırdığından habersiz oturduğu her masada soluk almadan anlatmak ister. Anlatır anlatır ve anlatır…

Nasıl kurtulursunuz?

Kendinizi izole etmenin bir yolunu bulamıyorsanız ve kaçamıyorsanız, size tavsiyem bir çift kulaklık sizi kurtarabilir!

Şaka yapmıyorum, kendinizi çaresiz hissetmenize gerçekten gerek yok!

Kulaklığınızdan yükselen müziğin bastırdığı gürültüye vereceğiniz cevap şöyle olabilir; sen sevgilinle 35. Kez nasıl ayrıldığınızı anlat, ben seni dinliyorum.

Başka çare bırakmıyorlarsa…

Herkesin hayatla kendine göre zor bir maçı olduğunu görmezden gelmeyi tercih eden insanlar dram yüklü, sıkıcı, yorucu, bunaltıcı hikayeleriyle sizi en yakın hastanede serum taktıracak hale getiriyorsa ve siz onlarla başa çıkamıyorsanız kendinize göre yaratıcı çözüm yolları bulmanız gerekir.

Doğru zamanda doğru kelimeleri seçebilmek

İnsanın kendini nasıl anlattığı, nerede nasıl konuştuğu, kime neyi nasıl söylediği, sözlerini mi yoksa sesini mi yükseltmeyi seçtiği, cehaletle bilgiyi ayıran ince bir çizgiden başka şey değildir.

Çünkü bilgelik, bazen susarak bir kalbe dokunmayı mümkün kılar.

Öyleyse şimdi düşünün;

Sıkıcı hikayelerle başkalarını bunaltıyor musunuz?

Hatrınızı sormak için sizi arayan birini arayıp arayacağına bin pişman ediyor musunuz?

Grup terapisine katılmış gibi uzun uzun kendinizi anlatıp, sizi davet etme hatasına düşen insanların yaşam sevincini söndürüyor musunuz?

Hatta kendi iç sesinizi dinlemekten kendiniz yorgun düşüyor musunuz?

Kendinize dürüst olun. Öz eleştiri faydalıdır emin olun. Mesela sizden uzaklaşan insanların sayısının neden arttığını merak ediyorsanız şimdi cevabını bulabilirsiniz.

Sevgiyle ve Işıkla,

Ruhsal Bilge

YOU MIGHT ALSO LIKE

0 Yorum

Yorum Yap

Your email address will not be published.