" A super cool template for bloggers, photographers and travelers "

Bilinçaltını Yeniden Kodlamak Mümkün mü?

Bilinçaltı öğrenilmiş davranışların, düşüncelerin, duyguların öğrenildiği ve reflekse dönüştüğü yerdir. 

Düşünceler ve sözler sihirlidir deseydim, bana inanır mıydınız? Ve onların yaratım gücü olduğunu bilseydiniz, ağzınızdan çıkan sözlere, zihninizde dolaşan düşüncelere dikkat eder miydiniz?

Düşünceler Neden Sihirlidir?

Elbette ne düşünceler ne de sözler hayatınızı bir gecede değiştirmiyor. Akşamdan sabaha niyetler gerçeğe dönüşmüyor. Bir niyetin gerçeğe dönüşmesi için onu çok istemek yeterli değil. Zihninizden geçen düşüncelerin, ağzınızdan çıkan kelimelerin ve davranışlarınızın aynı frekansta olması ve en önemlisi, niyetinizin ‘Bir’in ve Bütün’ün’ en yüksek hayrına hizmet etmesi gerekiyor.

Bilinçaltı ve Kodlamalar

Zihin kütüphanemiz olan bilinçaltı, tüm inançları, alışkanlıkları, şartlanmaları ve anıları depoluyor. Bilinçaltı, beynimizin en güçlü parçası ve düşüncelerimizi yönlendiren, kararlarımızı eyleme dönüştürmemizi sağlayan kısım. Pek çok davranışı bilinçaltının otomatik işleyişiyle gerçekleştiriyoruz. Çünkü; orada bildiğimiz, öğrendiğimiz sebepler ve sonuçlar yer almakta. Örneğin; terli iken su içmenin hastalıkla sonuçlanacağını bilinçaltı kütüphanemizin raflarına kaldırıyoruz ve ne zaman terli iken su içersek, otomatik olarak hastalanacağımıza dair geliştirdiğimiz inanç sayesinde boğazımız ağrıyor, ateşimiz çıkıyor. Bilinçaltında saklanan her bilgi kanıtlanabilir olmak zorunda değil. Bilginin harekete geçmesi için onu tetikleyen bir sebebin olması yeterli. Yani düşününce mantıksız görünen bir inanç bilinçaltında yer edebiliyor ve eyleme dönüşebiliyor.

Düşünce Gücünün Etkisi

Düşünce gücünün sınırsız hakimiyeti bu küçük örnekte olduğu gibi kararlarımızı, sağlığımızı, davranışlarımızı, ilişkilerimizi, sözlerimizi, duygularımızı etkiliyor. Babası tarafından aldatılan/terk edilen annesinin üzüntüsüne şahit olan bir çocuk, çok sevmenin karşılığının aldatılmak/terk edilmek olduğunu öğreniyor. Yemeğini bitirmeden masadan kalkmadığında aferin alan bir çocuk, kendini önüne konan her yemeği yemek zorunda hissediyor. Söz dinlediğinde daha çok sevildiğini zanneden bir çocuk, hayatının geri kalanını itaat ederek geçiriyor.

Bakış Açısı Değiştirilebilir mi?

Fakat iyi haber şu ki, bakış açısının yani bilinçaltında arşivlenen bilgilerin değiştirilmesi mümkün. İşte bu noktada pozitif düşüncelerin bilinçaltına yüklenmesi devreye giriyor. Olumlama olarak da bilinen afirmasyonlar negatif cümle kalıplarını pozitif ile değiştirmeye yarıyor. Beyin gücümüzün titreşimler yaydığı bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek. Buna göre, negatif negatifi, pozitif ise pozitifi çekiyor. Korkunun korkulacak şeyleri çoğaltması, sevginin sevgiyi çağırması, şükürün şükür sebeplerini getirmesi tam olarak düşündüklerimizin gerçekleşmesi anlamına geliyor.

Bilinçaltı Kayıtları Nasıl Güncellenir?

Olumlama yapmak ve pozitif bakış açısı geliştirmek, ters giden bir hayatı dönüştürmek için yeterli değil. Çünkü sabahtan akşama kadar olumlama yapmak, ama söylediklerine inanmamak ya da pozitiften şüphe duymak, olumlamaları eylemler ile desteklememek olumlu düşünce gücünü harekete geçirmiyor. Hani, ‘İstiyorum, ama olmuyor.’ denir; olmaz çünkü en ufak bir şüphe tohumu ya da olumlu düşüncelerle örtüşmeyen bir davranış niyeti bloke eder. Kilo vermeye niyet ederken nasılsa zayıflayamayacağını, zayıflamanın zor ve zahmetli olduğunu düşünmek, sadakatli bir ilişki yaşamak isterken aldatılacağından korku duymak, yalandan kaçarken, başkalarına ve hatta kendine yalan söylemek gibi örnekler verebilirim.

Bilinçaltının Algılayış Biçimi

Bilinçaltının aldığı komutların içinde belki de en enteresanı olumsuzu olumlu olarak algılaması. Siz ‘Yapma’ dediğinizde bilinçaltı -me ve –ma’ları atarak ‘Yap’ emrini alır. Olumsuz ek ile tamamlanan ve bir şeyleri durdurduğu sanılan her kelime aslında bilinçaltına verilen birer emirdir.

Birine gitme demek, git olarak algılanır. Bağırma demek, avazın çıktığı kadar bağır demektir. Bir sır verip, sakın söyleme demek, gidip herkese söyle emrini verir. Ayrıca bir kelimenin arkasından ‘Yok’ dediğiniz zaman ya da ‘Değil’ kelimesini kullandığınız zaman söylediğiniz şey her ne ise onu netleştirmiş, mühürlemiş olursunuz.

‘Hasta değilim’ dediğinizde bilinçaltınız sadece hastalık kelimesine odaklanır. ‘Yeterli param yok,’ dediğinizde bilinçaltınız yok ile kesin hüküm verdiğinize odaklanır. ‘Zorunda değilsin’ ifadesi ise zorunda olunduğunun altını çizer. Benzer biçimde ‘Asla’, ‘Mümkün değil’, ‘Kesinlikle’ gibi kelimeler reddedilen şey ne ise onu çoğaltmaya hizmet eder. Çünkü bu kesin ifadeler birer akit yerine geçer ve üzerinin çizildiği, kapıların kapatıldığı sanılan her şeyi belirgin hale getirir.

Bilinçaltı ve Otomatik Pilot

Bilinçaltının işleyişi aslında sanıldığı kadar karmaşık değil. Farkında iseniz tüm anlattıklarım bilinçaltını nasıl kodladığınıza bağlı olarak realitede yaratım gücünüze işaret ediyor. İçine doğduğunuz ailede gördükleriniz, duyduklarınız, öğrendikleriniz, yaşadığınız coğrafyanın kültürü, inançları, etik yapısı ve elbette kollektif bilincin içinden çekip aldığınız bilgiler değer yargılarınızı ve bakış açınızı oluşturur. Bütün bunların üst üste biriktiği yer bilinçaltınızdır. Siz hiç farkında olmadan hissettiğiniz korkunun ya da sevginin kaynağı bilinçaltınızdadır. Onun amacı sizi korumaktır. Hiçbir durumu sorgulamadan harekete geçer ve ona yüklediğiniz kayıtların içinden ihtiyacınız olduğunu düşündüğü ne ise onu size empoze eder. Bilinçaltınızı suçlamayın. Yapmaya çalıştığı şey sizi tehlikelere karşı alarm halinde tutmak ya da kendinizi güvende hissetmenizi sağlamaktır.

Bilinçaltınızdaki Kodları Değiştirmek İçin

Bilinçaltınızı yeniden kodlayabilirsiniz. Ancak bunu yapmak gösterdiğiniz dirence bağlı olarak zor ya da kolay olabilir. Benim fikrim, minik adımlarla kendinizi yeni olana adapte etmeniz. Ve elbette bilgiyi yavaş yavaş yüklemeniz olur.

Örneğin şimdi bununla ilgili küçük bir egzersiz yapabilirsiniz.

Önce üzerinde çalışmak için bir konu belirleyin. Hayatınızı gözden geçirdiğinizde bu konuya dair sizi öfkelendiren, canınızı acıtan, üzen sebepleri bulmaya çalışın. Bulduğunuz sebepler büyük olasılıkla ucu başkalarına dokunan, yani falanca bana kendimi berbat hissettirdiği için veya şu kişi hakkımı yediği için, beni incittiği için gibi cümlelerle başlayan sanki sizden bağımsızmış gibi gördüğünüz davranışlar olacaktır.

Önce şunu iyice fark etmek üzerine yoğunlaşın, hiç kimse siz izin vermediğiniz sürece sizi yaralayamaz, size zarar veremez ya da sizi çıkmaza sokamaz. Bu fikre alıştığınız zaman, diğer adıma geçin. Bir durum karşısında hissettiğiniz çaresizlik, kızgınlık, pişmanlık duygularının kaynağı ne olabilir? Erken çocukluğunuza dönüp bakın. Aile ilişkilerinizi, ebeveynlerinizin tutumunu, davranışlarını ve yaşam biçimini gözden geçirin.

Şimdi yaşadığınız durum ile zihninize atılan tohumu eşleştirdiğinizde negatif inancı pozitif ile değiştirmek için olumlama, meditasyon, nlp ve diğer içe dönüş çalışmalarından sizin için en uygun olanı seçip üzerinde çalışmaya başlayın. Kemikleşmiş inanç ve alışkanlıkların bir anda değişmesini beklemek abesle iştigal olur. Lütfen kendinize zaman tanıyın. Ve hangi iyileşme yolunu seçerseniz seçin, akıl ruh ve beden bütünlüğü içinde yani düşüncelerin sözlerin ve eylemlerin uyumu ile değişimin mümkün olabileceğini unutmayın.

Sevgiyle ve Işıkla,

Ruhsal Bilge

 

YOU MIGHT ALSO LIKE

0 Yorum

Yorum Yap

Your email address will not be published.