" A super cool template for bloggers, photographers and travelers "

Çekim Yasası ile Arzularınızı Hemen Gerçekleştirin

Çekim Yasası’nın esas prensibi şimdi sahip olduğunuz hayatı sevmenin yanı sıra arzu ettiğiniz tezahüre olan sevgiden ve inançtan gelir.

Buna göre mutluluk, minnettarlığa, tezahür yeteneklerinize güven duymaya ve hayatı bolluk olarak algılamaya bağlıdır. Arzularınıza bağlılık geliştirmek ve istediğiniz hayatı yaşayana kadar asla mutlu olamayacağınıza inanmak, hem ruh halinize hem de tezahürünüze zarar verir.

Büyük Plana Güvenmek Neden Önemlidir?

Bazıları için güven, belirli bir olaylar dizisine bağlıdır. Kimi insanlar ancak her şeyin belirli bir şekilde bir araya gelmesi durumunda değerli olacaklarını düşünürler (farkındalığın gerçek olaylardan önce geldiğini ve gerçeğe neden olduğunu unutarak). Önce kilo vermek, sonra şık giysiler satın almak, birkaç yeteneğini geliştirmek ve ardından hayalindeki mutlu aşka sahip olmak gibi tam olarak neyi istediklerine odaklanmadan isteklerini sıraya koyarlar. Oysa Çekim Yasası böyle çalışmaz. Çünkü; önce aşka kavuşmak ve sonra fit bir bedene sahip olma olasılığı da söz konusudur. Oysa belirli bir sıralama yaptığınızda diğer tüm olasılıklara kendinizi kapatmış olursunuz. Bu durum tüm hayalleriniz için geçerlidir. ‘Şu kadar paraya sahip olmak’ cümlesi ‘Şu kadar’ diye belirttiğiniz meblağdan 1 Lira fazlasını istemediğinizi gösterir. 

Hayallerinizi Sınırlamayın!

Hayatınızı değiştirmenin yolu, onu değiştirmeye çalışmamaktır. “Sanki” gibi hissetmek, arzunuza zaten sahip olduğunuz varsayımına işaret eder ve eğer ona sahipseniz, neden onu değiştirmeye çalışasınız?

İstemek, umut etmek, beklemek sizi daima kapı eşiğinde bırakır ve bir türlü arzuladığınız şeye ulaşamazsınız. Sanki birkaç adım ilerinizdedir ama siz ona neden bir türlü ulaşamadığınızı anlayamazsınız. Hep söylediğim gibi ‘İstedim ama olmuyor!’ diye bir şey yoktur. 

Peki Ne yapmalısınız?

Her zaman arzunuza sahip olduğunuzun farkında olun. Yeterince kararlıysanız, kendinizi bu şekilde hissedebilirsiniz. İstediğiniz tezahürü sürekli olarak ararsanız, aramaya devam edersiniz. Çünkü arzunuza sahip olmadığınızın farkındasınızdır ve onu arıyorsunuzdur. Evrene verdiğiniz mesaj budur! Sahip değilim ve onu hiç durmadan arıyorum.

Arzunuzun zaten size ait olduğunu bildikten sonra bile olumsuz düşünceler ortaya çıkabilir. Ancak, onları görmezden gelmek ve yanlış olduklarını bilmek, olumlu farkındalığınızın bir göstergesidir. Hangi düşüncelerin ortaya çıktığı önemli değildir; yalnızca hangisinin kendiniz için doğru olduğunu kabul ettiğiniz önemlidir.

Zihniniz Blokaj Koyarsa Ne Yapmalısınız?

Şimdi ben arzu ettiğiniz şeye zaten sahipmiş gibi davranmalısınız dediğimde bunu nasıl başaracağınızı kestirememiş olmanız mümkün. Çünkü bir şeye ya sahipsinizdir ya da değilsinizdir. ‘Miş gibi’ yapmak nasıl olabilir?

Birkaç örnekle anlatıyorum. 

Hayatınıza aşk ve sevgi dolu bir ilişki çekmek istiyorsanız ama aynı zamanda aşkın ne denli imkansız olduğundan bahsediyor, dramatik filmler izliyor, acıklı şarkılar dinliyorsanız ve hatta nasılsa yalnız olduğunuzu düşünerek saçlarınızı taramadan, dizleri çıkmış bir eşofmanla, yakası kaymış bir tişörtle kanepenin bir köşesinde kendinize öfkeleniyorsanız, 

Ya da 

Zenginlikle, bollukla dolu, konforlu bir hayat sürmeyi arzularken, hayat pahalılığından şikayet ediyorsanız, faturalarınızı nasıl ödeyeceğiniz düşüncesi kabus gibi üzerinize çöküyorsa, bir çift yeni ayakkabı almanın, uzun bir hafta sonu tatiline çıkmanın, keyifli bir akşam yemeği yemenin koca bir hayal olduğuna inanıyorsanız, borçlarınızın altında eziliyorsanız, her satıcıyla muhakkak pazarlığa girişiyorsanız evrenin size zenginliği getirmesi imkansızdır. 

Örnekleri çoğaltabilirim…

Zinde ve sağlıklı bir bedene, akla, ruha sahip olmanın peşindeyken, nerenizin ağrıdığını kontrol ediyorsanız, biri size hatırınızı sorduğunda uzun bir hastalık listesinden bahsediyorsanız, sık sık doktora gidiyorsanız, kalp krizi geçireceğinizden, şeker komasına gireceğinizden, banyoda düşüp bir tarafınızı kıracağınızdan endişeleniyorsanız, yediğiniz yemeğin sizi zehirleyebileceğinden şüpheleniyorsanız, yani kendinizi dinliyorsanız akıl – ruh – beden bütünlüğüne sahip olmanız mümkün değildir.

Olması Gereken Nedir?

Hayatınızda bir ilişki yokken ve tek başınıza olduğunuz anlarda dahi daima bakımlı, temiz, şık olmanız gerekir. Misler gibi kokmak, ışıltılı bir cilde sahip olmak, temiz giysiler giymek, kendinize ‘Ben’ saatleri ayırmak, pozitif kitaplar okumak, eğlenceli programlar seyretmek, insanlara kibar davranmak, ruhunuzu besleyen müzikler dinlemek, televizyon karşısında bir tepsinin içinde değil, masada servis ile keyfini çıkararak yemek yemek titreşiminizi yükseltir ve ışığınız siz hiç farkında olmadan etrafınıza yayılır. Sahip olduğunuz özgüven ile önce kendinizi seversiniz, kendi değerinizin farkında olursunuz. İşte o zaman hayatınıza sizi aşkla seven biri girebilir. 

Zengin-miş gibi yaşamak için bir şeylerin farkında olmanız gerekir. Etrafınızdaki insanlara minik hediyeler almak, pazarlıktan kaçınmak, içinde güvende hissettiğiniz bir eve sahip olduğunuz, karnınız tok uyuduğunuz, ısındığınız için şükretmek, ihtiyacı olanlara yardım etmek, küçük ya da büyük her şey için teşekkür etmek, elinizde var olan, size bahşedilen olanaklar için mutlu olmak hiç ummadığınız anda size bolluğu getirir. 

Kendinizi dinlemeyi bırakmak, hastalığın insan olmanın doğasında var olduğunu kabul etmek, her sabah uyandığınız için şükretmek, yediğiniz her lokmanın size şifa verdiğini imgelemek, bedeninizle barışmak, ruhunuza iyi gelecek aktivitelerle uğraşmak, internette çareler aramamak ve altı yıl tıp okumuş doktorların bilgisine haksızlık etmemek, küçük bir baş ağrısında çözümü ilaç dolabında aramamak, büyük bir bardak su içmeyi tercih etmek, sakin kalmak, sükunetli olmayı seçmek, temiz ve sağlıklı beslenmek, doğada vakit geçirmek (bu çiçeklerle dolu balkonunuz da olabilir.) size sağlıklı yaşamı getirecektir.

Evrenin matematiği aslında basittir; siz ne isterseniz değil, ne iseniz onu kendinize çekersiniz. 

Tezahür Ettirme Sanatı

Gerçekte, kişinin yaşamak istediği herhangi bir şeyi tezahür ettirmemesi için hiçbir neden yoktur. Bazıları hala geçmişlerinin acısını hissediyor, diğerleri gelecekten korkuyor ve başka birileri yeterince iyi olmamaktan endişe duyuyor. Tıpkı tezahür başarısızlığı için hiçbir neden olmadığı gibi, kişinin kendini harika hissetmeyi reddetmesi için gerçek bir neden de yoktur.

Her şeye algı ve inançlar karar veriyorsa, neden olduğunuz halinizi güzel, akıllı, zeki, yetenekli, başarılı görmeyi reddedip kendinize haksızlık ediyorsunuz? 

Ya da neden mükemmel bir fiziğe sahip olmanız gerektiğini düşünüyorsunuz? Bunu yapanların çoğu karar veren kendi inançları olduğu için hala herkes tarafından güzel olarak görülmüyor.

Hissettiğin kadar güzelsin!

Tam olarak ne istediğinizi bilmek, özgüveninizi sandığınızdan daha fazla etkiler. Bilmek demek, arzunuzu yaşamayı hayal edebileceğiniz anlamına gelir. Bu da bir mutluluk akışı ve nihayetinde tezahürle sonuçlanır. Kendiniz için olmasını dilediğiniz şeyleri hayal etmeden önce ne istediğinizi bilmelisiniz ve sahip olabileceğinize inanmalısınız.

Arzunuzla ilgili düşüncelere hem olumlu hem de olumsuz tepkiler vermek büyük mücadeleye neden olur. Bu durumda, arzunuzun hayatınızdan eksik olduğunu fark etmiş olursunuz. Eğer arzunuz hakkında temelde olumlu düşünceler üretmekte başarısız oluyorsanız, kendinize gerçekten bunu isteyip istemediğinizi sormalısınız ya da sadece buna sahip olduğunuzu görmekte zorlanıyor olabilirsiniz. İkisinin arasındaki ayrımı yapacak olan sadece sizsinizdir. Zihin blokajlarınızı kaldırmak için olumlama çalışmaları yapmak, pozitif düşüncelere sahip olmak, kendine inanmak, güvenmek, akışta kalmak, evrenin sistemine dair şüpheleri bırakmak işe yarayacaktır. 

Sizlere tavsiyem;

Hangi konuda olursa olsun, karşınızda her şeyin üstünde bir akıl olduğunu kabul etmeniz. Kusursuz işleyen bir büyük plan var ve bizler onun parçalarıyız. Siz bir şeyleri oldurmaya çalışırken, niyetlenirken, arzularken ve bunun için dua ederken karşınızdakinin sizinle eşdeğer frekansta bir güç olmadığının idrakine varırsanız, aslında her şey kolaylaşır. Arzularınızı tezahür ettirmenin yolu Üst Akıl’ı sorgulamamaktan geçer. Güven duymakla, kabulde kalmakla ve şükretmekle güçlenir.

Sevgiyle ve Işıkla,

Ruhsal Bilge

 

YOU MIGHT ALSO LIKE

0 Yorum

Yorum Yap

Your email address will not be published.