" A super cool template for bloggers, photographers and travelers "

Geçmişi Geçmişte Bırakmak Sizi Özgürleştirir

Geçmişe takılı kalmak sizi şimdide yaşamaktan alıkoyar. Geçmişi geçmişte bırakmak ise sizi özgürleştirir.

Hepimizin geçmişe dair anılarının içinde özlemle, sevgiyle, mutlulukla olduğu kadar acıyla, öfkeyle, utançla, pişmanlıkla hatırladığı sayısız anekdot vardır.

Geçmiş Bizi Olgunlaştırır

Geçmişe dair yaşanan her şey olgunlaşmamıza ve büyümemize hizmet eder. Her ne yaşamış olursak olalım, geçmişimiz bizi biz yapan parçamızdır.

Geçmişi anımsadıkça gülümseyebilir yada hüzünlenebiliriz. Ancak geçmişte var olan travmaları, acı deneyimleri ve hatta geçmişte yaşanan mutlu anları şimdiye taşımak, geçmişi canlı tutmak hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, aslında üstesinden gelinmesi gereken ruhsal bir sorundur.

Kimi İnsanlar Neden Geçmişte Takılı Kalır?

Zamanın işleyişine tamamen ters düşen geçmişte takılıp kalma halinin altında yatan nedenlerden biri şimdide var olan aksaklıkların sorumluluğundan kaçma dürtüsüdür.

Şu an başarısızım, çünkü geçmişte denemiş, başarısız olmuştum.

Şu an mutsuzum, çünkü geçmişte çok büyük zorluklar yaşadım.

Şu an yalnızım, çünkü geçmişte aldatılmış/terk edilmiştim.

Şu an parasızım, çünkü geçmişte para bana felaket getirmişti.

Şu an kıyafetlerimin içine sığamıyorum, oysa geçmişte inceciktim.

Nerede o eski günler!

Eski dostluklar başkadır!

Eskiyi hatırlamak dahi istemiyorum!

gibi cümleler kurmak ilerlemeye duyulan korkuya, güvensizliğe, cesaretsizliğe işaret eder. Geçmişi sanki şu anmış gibi yaşayanların gelecek planları neredeyse yok denecek kadar azdır. Çünkü geriye doğru bakmaktan bundan bir hafta, bir ay, bir yıl sonrasına dair plan yapmaya fırsat bulamazlar.

Geleceğe Dair Güven Eksikliği

Geleceğe duyulan kaygının göstergeleri arasında bolca tüketme eğiliminde olmak, müsrifçe harcama yapmak, mümkün olan her şeyi istiflemek, atmaya kıyamamak, yeni olan hemen her şeyi reddetmek, eskiye sadakat beslemek bulunur.

Bu davranışlara sahip kişiler için gelecek kocaman bir karanlıktır. Bu nedenle geleceğe dair hedef koymazlar, plan yapmazlar ve hatta şimdide olduklarının farkına varamazlar. Oysa atladıkları en önemli nokta geçmiş diye tutundukları kavramın da bir zamanlar var olmadığı ve geleceğin bir parçası olduğudur.

Zaman durağan değildir, geriye doğru sarmaz, yaşanan her şey birer anıya dönüşür ve zaman asla durdurulamaz.

Geçmiş ve Suçluluk Bilinci

Geçmişe saplanıp kalmanın en tehlikeli tarafıysa insanın ya kendini yada başkalarını suçlamasıdır. Suçluluk duygusu ve/veya suçlama refleksi sorumluluk bilincinin zayıf olmasından kaynaklanır. Böyle durumlarda risk almak, gayret göstermek, hedef belirlemek, plan yapmak yani kendi hayatını inşa etmek imkansız hale gelir.

Geçmiş ve Sorumluluktan Kaçma Dürtüsü

Yeniliğe kapalı olmak da aslında sorumluluktan kaçmaktır. Yeni dostlar edinmektense dar bir gruba bağlı kalmak, eski eşyalara sadakat beslemek, yeni yerler keşfetmek yerine stabil kalmayı seçmek, geçmiş tecrübeleri referans almak bilinçaltında güvensizlik koduna sıkı sıkı tutunmanın belirtileri arasındadır.

Güvensizlik kodu, bir nedenle tecrübe edilmiş olayları belirli kelimelerle, renklerle, kokularla, eşyalarla, sözlerle ve insanlarla eşleştirmekle ortaya çıkar. Altyazısı okunduğunda ise yukarıda da bahsettiğim gibi sorumluluk almaktan kaçınmayı görürüz.

Peki Geçmişten Nasıl Özgürleşilir?

Kendi kendinize zaman üzerinde egzersizler yapın.

Mutlaka saat kullanın ve zamanın ileri doğru aktığının bilinçli farkındalığına varın.

Bir günün zamanını planlayın.

Bir ay sonrasını planlayın.

Önümüzdeki yılı planlayın.

Büyük planlar sizi korkutuyorsa küçük hedefler belirleyin.

Biriktirdiğiniz eşyaları atın yada ihtiyacı olanlara verin.

Bir gün ihtiyacınız olacağını düşünerek sakladığınız eşyayı bir yıl boyunca kullanmadıysanız ondan kurtulun.

Müsriflik etmeyi bırakın!

Yiyecek, giysi, kalem, defter, ev eşyası, ayakkabı, elektronik cihaz ve aklınıza gelen tüm materyaller için ihtiyaç fazlasını almayın ve stoklamayın.

Eğer bir kıtlık söz konusu değilse gerektiği zaman satın alabileceğinizi bilin.

Geçmişinizle hesaplaşmanın size bir şey kazandırmadığını bilin.

Geçmişi değiştiremeyeceğinizi bilin.

Ve şu anki bakış açınızı değiştirebileceğinizi de bilin.

Geçmişte kalan kötü tecrübelerinizi canlı tutmaya devam ettikçe benzerlerini yeniden yaşayacağınızın farkında olun.

Bu kısır döngüden kendinizi kurtardığınızda huzura kavuşacağınızı ve hafifleyeceğinizi idrak edin.

Önce kendinizi ve sonra diğer herkesi affedin.

Affetmemek başkalarının umurunda değildir, ama sizin sırtınızda taşıdığınız bir yüktür.

Yeniliklere açık olun.

Daha önce gitmediğiniz yerlere gidin.

Yeni dostlar, yeni hobiler, yeni alışkanlıklar edinin.

Değiştirmediğiniz, değişimden korktuğunuz ve vazgeçemediğiniz şeyleri değiştirin.

Bana göre;

Hayat kendini sürekli güncelliyor. Eğer siz hayatı yakalayamazsanız, zamandan geri kalırsanız, bilginizi, kültürünüzü, yaşam gustonuzu çağa uyarlayamazsınız. Tam tabiri ile demode kalmanız kaçınılmaz olur. Bundan on sene önce kalbinizi kıran sevgilinizi affetmediğiniz sürece sağlıklı ilişkiler kuramazsınız. Çocukluğunuzda sizi terk eden ebeveyninize öfke besledikçe iyi bir ebeveyn olamazsınız. Yaşadığınız travmaları iyileştirmedikçe hiçbir zaman akıl, ruh ve beden bütünlüğüne sahip olamazsınız.

Yüzünüzü sürekli geriye doğru çevirmek size nasıl bir fayda sağlamış olabilir, bunu düşünün. Geçip giden ve boşa harcanan zamanınızın ve en önemlisi kendi var oluşunuzun kıymetini bilin.

Sevgiyle ve Işıkla,

Ruhsal Bilge

YOU MIGHT ALSO LIKE

0 Yorum

Yorum Yap

Your email address will not be published.