" A super cool template for bloggers, photographers and travelers "

İlişkilerde Beklentide Olmaktan Vazgeçmek

İlişkilerinizde hayal kırıklığına uğramanızın en büyük nedeni beklenti içine girmenizdir. 

Şöyle düşünün; yaşadığınız ilişkinin içinde bir şeylerin değişmesini, dönüşmesini ya da iyileşmesini beklediğinizde sadece o duruma odaklanırsınız. İlişkinin geri kalanında var olan mutluluk sebeplerinin farkında olmazsınız. Değişimi ya da dönüşümün gerçekleşmesini beklemek size acı verir. Böyle durumlarda sık sık şikayet etmeye, tartışmaya, haklı çıkmaya, dediğinizi kabul ettirmeye çalışırsınız. 

Gözden kaçırdığınız en önemli ayrıntı, beklentiye tutunmaktır. O gerçekleştiğinde her şeyin kolaylaşacağını ve düzeleceğini sanmak büyük bir yanılgıdır. Çünkü olmasını istediğiniz bir şey sizin zorlamanızla gerçekleştiğinde başka bir şey eksik kalacaktır. İlişkilerin dinamiğini oluşturan kural dengedir. Zorlayan taraf istediğini elde ettiğinde zorlanan taraf mağdur olur ve bu da denge unsurunu ortadan kaldırır.

Dengede kalmak nedir?

Karşınızdaki ile birbirinizin isteklerine, arzularına eşit mesafede olmanız dengedir.

İki kişinin bir duruma dair birlikte çaba göstermesi dengedir.

İlginin, sevginin, şefkatin, sadakatin, saygının, güvenin ne eksik ne de fazla tam olarak eşit dağılması dengedir.

Eğer siz ilişkinin yükünü sırtlanan tarafsanız, örneğin aldatılmayı bağışlamışsanız ya da baskıyı kabullenmişseniz, ilişkinizde denge olmadığı gibi aynı zamanda kurban rolünü üstlenmişsinizdir. Beklentiye girmek de bir tür kurban rolüdür aslında. Umudunu bağlamak, geleceğini kurmaya çalışmak, harekete geçmeyi beklemek, olduğunuz yerde saymanıza neden olur. Çünkü siz karşınızdakinin iki dudağının arasından çıkacak sözler üzerine kendi yaşam yolculuğunuzu sabote ediyorsunuzdur. 

Oysa hiç kimse diğerini bir sorumlulukla görevlendirme hakkına sahip değildir. Yerine getirilecek sorumlulukların karşılığında ilişkilerin yolunda gideceğini sanmak hayal kırıklığı yaratır. Çünkü iki insan aralarındaki çekim gücü sayesinde bir araya gelirler ve bir ilişkiye başlarlar. Benzer beğenileri uyumu yaratır. Karşılıklı anlayış ve hoşgörü aynı dili konuşmalarına olanak tanır. Koşulsuz sevgiden sadakat doğar. Ne zaman ki taraflardan biri beklenti içine girerse işte o zaman ilişki herkes için çekilmez olur.

Bir örnekle açıklamak gerekirse,

Size göre ilişkinizin süresi yeterince uzundur ve artık evlenmenin vakti gelmiştir. Kendi kendinize evlenip yuva kurma hayalleri kurmaya başlarsınız ve karşınızdakinin de sizinle aynı düşüncelere sahip olmasını ve harekete geçmesini istersiniz. Belki ona göre evlilik gerekli değildir ya da kendini buna hazır hissetmiyordur. Ama siz evlilik beklentisine bütün dikkatinizi çoktan vermiş ve ilişkinizdeki diğer pozitif taraflar umurunuzda olmaktan çıkmıştır. Her konuşma hızlıca tartışmaya dönüşür. Siz beklentinize cevap alana kadar kapıları zorlamayı sürdürürsünüz. O ise ya sizin sakinleşmenizi ve bu beklentiden çıkmanızı umut ederek konuyu uzatmaz ya da açıklıkla buna şu an uygun olmadığını, aklında böyle bir fikrin yer almadığını ve dilerseniz yollarınızı ayırabileceğinizi veya bu yolda devam edebileceğinizi söyler. Bir ihtimal sizin zorlamanızla harekete geçer ve kendinizi evlenirken bulursunuz!

İlk iki seçenekte beklentiniz öfkeye dönüşür, inatlaşmaya devam edersiniz ve mutlu değilsinizdir. Son seçenekte sizin arkasından itmenizle birlikte beklentiniz gerçekleşmiştir ama hala bir şeyler eksiktir ve yine tam manasıyla mutlu değilsinizdir.

Nedenini biliyor musunuz?

Çünkü siz kendi bakış açınızla bir şeylerin doğru olduğunu tespit edip bir başkasının özgür iradesiyle vereceği kararları manipüle etmişsinizdir. Size göre doğru olan bir başkasının yanlışı olabilir. Bir şeyi sadece sizin istemeniz yani beklentiye girmeniz dengeyi alt üst etmekten başka bir şeye neden olmayacaktır. Olması gereken ise, iki kişinin eşzamanlılıkla aynı yöne doğru bakışlarını çevirmesi, yani aynı şeyi aynı zamanda istemesidir. 

Beklentiye girmeden önce iki seçeneğiniz vardır;

Yaşadığınız ilişkinin gidişatından hoşnut değilseniz, lafı dolandırmadan, tartışmadan, tepkilerinizden anlam çıkarılmasını beklemeden neyi neden istediğinizi, neyin sizi rahatsız ettiğini ve neyin değiştiğinde size kendinizi daha iyi hissettireceğini ortaya koyarsınız. 

Eğer karşınızdaki sizin hoşnut olmadığınız, değişmesini istediğiniz durum hakkında rahatsız değilse, değişmesinin gerektiğini düşünmüyorsa ilişkiden vazgeçebilir, oyundan ayrılabilirsiniz. 

Ya da kural koyucu olmaktan vazgeçebilir, ilişkinin pozitif taraflarından mutlu olmayı, onları çoğaltmayı seçebilirsiniz. 

Ama ne olursa olsun, sırf sizin aklınıza yatıyor diye bir konuda beklenti içine giremezsiniz. Kimseyi boyunduruk altına sokmaya hakkınız yoktur.

Kural Koyucu Olmayın!

İlişkilerde beklentide kalmanın ne denli afaki bir çaba olduğunu kavradığınızı umuyorum. Kural koyucu olmayı bırakmak da başlı başına bir özgüvendir aslında. Yol arkadaşınızın nerede nasıl davranacağını, kimlerle bir arada olup olmayacağını, hangi durum karşısında nasıl aksiyon alacağını, nerede sınırlarını koyacağını, hangi kararları alacağını belirlemek ve bütün bunlarla beraber zihninizdeki prototipe onu uydurmaya çalışmak, kendi doğrularınızı doğru kabul etmesini istemek ilişkiyi hem sizin hem de karşınızdakinin burnundan getirir. 

Mutluluğun bir formülü varsa eğer, o da birinin kendi istek ve arzuları doğrultusunda bir başkasının üzerinde hegemonyasını kurmamasıdır. Eğer zihninizi eğitirseniz beklenti halinden çıkıp akışta kalabilirsiniz. Ve elbette ilişkinizi sağa sola çekiştirmeden, kalıplara sığdırmadan büyütebilirsiniz. Bakış açınıza uymuyorsa ve kendinizi eksik hissediyorsanız kapıyı çekip çıkma özgürlüğüne sahipsinizdir, ama zorlama özgürlüğüne değil!

Hayat birlikte yürünecek keyifli bir yoldur. Yolculuk hiç kimse için azap haline gelmemelidir. Yol arkadaşınızla adımlarınız farklıysa, biriniz ağırdan alıyorken, diğeriniz hızlanıyorsa birbirinizin yolunu kesmek yerine kendi adımlarınızla senkronize olacak bir başka yol arkadaşı bulabilirsiniz. 

Hayatı, aşkı, sevgiyi ne kendinize ne de başkalarına zehir etmeyin lütfen…

Sevgiyle ve Işıkla, 

Ruhsal Bilge

0 Yorum

Yorum Yap

Your email address will not be published.