" A super cool template for bloggers, photographers and travelers "

Olanı Olduğu Gibi Kabullenmeyi Nasıl Öğrenebiliriz?

Bazı olayların gerçekleşmemesi ile ilgili hayal kırıklığına uğradığınızda, olanı olduğu gibi kabul etmek zorlu ya da neredeyse imkansız olabilir.

Bir şeyler yolunda gitmediğinde, umudumuz bir trajediye dönüştüğünde veya işler tamamen kontrolümüzden çıktığında kabullenmek zordur. Ancak, değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabul etmek hayatı kolaylaştıran erdemlerin belki de en önemlisidir.

Bazen Bir Şeyler İstediğimiz Gibi Sonuçlanmayabilir

Hayat yolculuğumuz sırasında tercih etmediğimiz durumlar veya sonuçlarla karşılaşmak aslında içsel gelişimimize hizmet eder. Bizler elimizden gelenin en iyisini yapma gücüne sahibizdir. Fakat, bir şeylerin hayat bulması için doğru zaman, doğru yer, doğru insan ve doğru enerji akışı denkleminin eşzamanlı olarak bir araya gelmesi gerekir. Bunlardan sadece bir tanesinin var olmayışı realiteyi yaratmayacaktır. Böyle bir durumda yapılacak en doğru şey kabullenmek ve zorla oldurtmaya çalışmamaktır.

Hayallerimizi Nasıl Gerçekleştirebiliriz?

Hayallerimizi gerçekleştirirken kilit nokta, hangi koşulların kontrolümüz dışında olduğunu, ne için savaşmaya veya değişmeye değer olduğunu ve olmak istediğimiz yerde olmak için kullanabileceğimiz alternatif yolların ne olduğunu fark etmektir.

Kabullenmek Nedir?

Kabul etmek, yıkıcı duyguların hayatımızın bir tür drama dönüşmesine izin vermez. Hayatın getirdiklerinin zarafetle nasıl kabul edileceğini öğrendiğimizde, değiştirebileceğimiz şeylere odaklanabiliriz ve gerçekten arzu ettiğimiz yaşamları yaratabiliriz.

Tekamülümüz süresince karşılaştığımız durumları yargılamadan, kabul etmek ve farkındalığına varmak, geçmişin bugüne taşıdığı negatif etkileri ve beraberinde gelecek ile ilgili endişeleri önemsiz kılacaktır.

Beklentilerimize uymayan bir gerçekliği yadsıdığımız sürece, o gerçekliğe ve onun yarattığı olumsuz duygulara güç vermiş oluruz. Direnç göstermek, inkar etmek her zaman istenmeyen durumu ve onun yarattığı negatif enerjileri büyütecektir.

Kabullenmek için;

  • Kendinizi, tercihlerinizi, hayatınızı ve dünyayı nasıl görmek istediğinizi tam olarak keşfedin. Ne istediğinizi bilirseniz, amacınızı doğru olarak yönlendirebilirsiniz.
  • Bazen istediklerimizi yaratırken, kendimizi hoşnutsuz hissettiğimiz durumların içinde buluyoruz ve onlarla savaşmak zorunda kalıyoruz. Oysa direnç göstermek istemediğimiz şeyi güçlendirir. Direnç yerine çözüm bulmaya çalışmak, çözülmüyorsa ‘Bırakmak’ ve yola devam etmek gerekir.
  • Ne için savaştığınızı fark edin. Kazanacağınız zafer sizi mutlu edecek mi? Büyük resme bakın ve tüm ayrıntılarıyla düşünün.
  • Ne zaman harekete geçeceğinizi bilin. Bir açıklama yapma veya değişiklik yaratma zamanı geldiğinde cesaretli olun. Bizler güçlü varlıklarız ve sevgiyi, güveni ve azmi destekleyen arzularımız var olduğunda, her şey mümkündür.
  • Ne yaptığınızı bilerek hareket edin. Bazen geçmişi yeniden yaşatmayı ve olumsuz davranışların mazereti olarak eski acıları ortaya çıkarmayı severiz. Olanlar geçmişte kaldı. Yaşadıklarınızdan bir şeyler öğrenin, affedin, bırakın ve her gün temiz bir sayfa ile yaşamaya çalışın. Geçmiş bize bir bakış açısı verdi, onu şu andaki iyiliğimiz için kullanmalıyız.
  • Sonucu ne olursa olsun, her şeyin en yüksek iyiliğimiz için olacağını bilin. Hayatınızda ortaya çıkan durumların, hatta zorlayıcı olanların bile, size bir şey öğretmek ve sizi daha güçlü, daha akıllı, daha şefkatli ve merhametli yapmak için burada olduğuna güvenin. Onlar size gerçekte kim olduğunuzu gösteriyorlar.

Görmezden gelinen duygular ve düşünceler zamanla bedeninizde, ruhunuzda ve kalbinizde derin yaralar açarlar. Her reddediş, bedenin hastalık olarak dışa vurduğu birer araz olarak kendini gösterir. Çünkü; reddedilen duygular ve düşünceler bir şekilde saklandıkları yerlerden çıkmak ve özgürlüklerine kavuşmak isteyeceklerdir.

Öyleyse; bedensel ve ruhsal hasarlar almamak için yapmamız gereken şey, negatif duygu ve düşünceleri serbest bırakmaktır. Serbest bırakmak ise kabullenmek ile mümkün olur. Kendi içimizde var olan ve bizleri olumsuz anlamda etkileyen her duygu, inkar edildiği sürece hayatlarımızda çözülemeyen negatif enerjiler büyümeye devam eder. 

İnkar Bizi Yavaşlatır, Kabul Hızlandırır!


Kabullenmek için her birimizin burada bulunma sebebinin tekamülünde ilerlemek olduğunun bilincine varmak, atılacak ilk adımdır. Elbette doğru olanı bulmak için defalarca aynı hatayı yapmamız söz konudur. Ancak, görmemiz ve farkına varmamız gereken, aynı hatayı neden üst üste yaptığımızdır. Eğer hatalı yanlarımız ile yüzleşirken neden bunu yaşadığımızın farkındalığına varmazsak, aynı döngüyü tekrar tekrar farklı biçimlerde yaşamaya devam ederiz. İçimizde varlığını sürdüren negatif bir duygunun ya da hayatımızda tekrarladığımız döngünün bize ait olduğunu, bizim seçimimiz olduğunu kabul etmemiz, bu duruma yüklediğimiz değeri ortadan kaldıracaktır.

Örneğin; bize ait olan ve inkar ettiğimiz yanlarımızı, yaşadığımız olumsuzlukları reddetmek yerine, “evet ben suçluyum, ben hatalıyım, ben kendimi yargılıyorum, kendimi değersiz görüyorum” ya da “bu durumu yaşamayı ben seçtim, bu benim tercihimdi” gibi ifadelerle kabule geçtiğiniz her davranışınız ve yaşadığınız her olayın sizin seçimlerinizin birer sonucu olduğunun itirafı, baskıladığınız yanınıza olan direncinizi kıracak ve onu ortadan kaldıracaktır.

Bunu kızgın veya kırgın olduğumuz insanlar için de uygulamak sizi hafifletecek ve ilişkilerinizdeki kaosu ortadan kaldıracaktır. Hatalı ilişkileri ve davranışları önce ortaya çıkarmak, kabul etmek, sonra değiştirmek ve dönüştürmek, hayat yolunuzda yürürken sırtınızda taşıdığınız onca yükü yol kenarına bırakmanıza ve yolunuza devam etmenize olanak sağlar.

Ben her zaman kişisel gelişim sürecinde yazmaktan yanayım. Çünkü; zihindeki duyguların ve düşüncelerin yazmakla ve belki de daha sonra yazılanları yırtıp atmak ya da yakmakla tamamen çözzümleneceğine inanırım.

Kabullenmek konusunda da kendimize ya da hayatımızda yer almış ve bizi yaraladığına inandığımız, öfkelendiğimiz, kızdığımız, kırıldığımız birisine oturup bir mektup yazmak, farkındalığımızı arttıracak ve aynı zamanda bizi derinden rahatlatacaktır. Unutmayın ki, kabul edilen her durum, her korku, her endişe zihinde önemini yitirir.

Küçük Bir Çalışma Yapalım

Öyleyse; şimdi kağıt ve kalemlerimizi alalım. İşe önce kendimize uzun bir mektup yazmakla başlayalım mesela. İçimizde var olan ve bahsetmekten hiç hoşlanmadığımız, bizi utandıran, kızdıran, kaygılandıran ve hiç kimseye itiraf edemediğimiz yanlarımızı tüm açıklığı ile yazalım. Bu esnada belki ağlayabiliriz, bırakın gözyaşlarınız aksın. Ağlamak da bir tür negatif enerjiyi serbest bırakma yoludur. Bizi engellediğini, yavaşlattığını düşündüğümüz her ne davranışımız varsa rahatlıkla kendimize itiraf edelim. Zira kendimizi yargılayacağını düşündüğümüz hiç kimse yok etrafımızda. “Ben, verdiğim sözleri tutmayan biriyim, yalan söylüyorum, kendimi eksik buluyorum, değersiz görüyorum, ben kıskanç biriyim” gibi, her ne dönüşüme ihtiyaç duyan yanımız varsa bir bir yazalım. Sonra;” ben kendime karşı dürüst olmadığımın ve eksik yanlarımın farkında olmayı seçiyorum. Kendimi bir bütün olarak kabul ediyorum. Kendimi yargılamayı bırakıyorum.” diyerek yazdığımız bu mektubu yakalım ve küllerini suya ya da rüzgara bırakalım. Bunu yaptıktan sonra tüm olumsuz yanlarınızı değiştirdiğinizi, dönüştürdüğünüzü göreceksiniz.

Aynı şekilde bu mektubu annenize, babanıza, eski eşinize, sevgilinize, patronunuza da yazabilirsiniz. Bitmiş bir ilişki için ya da kırgın olduğunuz biri için hissettiğiniz duygularınızı yazmanız ve söz konusu ilişkideki hatalı yanlarınızı kabul etmeniz, üzerinizdeki yükü ortadan kaldıracak ve sizi beraberinizde taşıdığınız karma borcunuzdan özgürleştirecektir.

Sevgiyle ve Işıkla,

Ruhsal Bilge

YOU MIGHT ALSO LIKE

0 Yorum

Yorum Yap

Your email address will not be published.