" A super cool template for bloggers, photographers and travelers "

Özgür İrade Var mı?

Seçimlerimizi özgür irademizle yaptığımız ve beğensek de beğenmesek de kendi yaptığımız seçimlerin sonuçlarını deneyimlediğimizden söz edilir.

Peki gerçekten özgür müyüz, yoksa özgür olduğumuz seçimler sınırlı mı?

Yaşamın içinde var olan her durum neden sonuç yasasına göre şekil alır. Her şey bir düzen içinde ilerler ve hiçbir şey nedensiz değildir. İşte bu yüzden hayatın akışında tesadüflere, şansa, şanssızlığa yer yoktur. Olan ve olmayan her şey ona sebep olan durumdan kaynaklanır.

Yaşamımızın akışını değiştirebilir miyiz?

Geçmişte aldığımız kararlar şimdiyi belirler. Bugünkü kararlarımız ise geleceği şekillendirir. Dolayısıyla şu an olduğunuz yeri, yaşadığınız hayatı, ait olduğunuz çevreyi geçmişten bugüne taşıyan, deneyimleyen tam olarak sizsiniz.

Bunu şöyle düşünebilirsiniz; yağlı, şekerli, karbonhidratlı yiyeceklerle düzensiz beslenerek varacağınız yol sağlıklı ve fit bir bedenden ziyade fazla kilolarınız yüzünden bozulan sağlığınız, üzerinize tam gelmeyen kıyafetler, dinmeyen açlık hissiyle mücadele olacaktır. Bu sonucun tesadüf olduğunu söyleyebilir misiniz? Bir sabah uyandığınızda üzerinize 10 kilo fazlalık eklenmiş olabilir mi? Hormonsal dengeniz aniden bozulmuş mudur? Elbette imkansız. Bu sonuca ulaşmak için epey çaba sarf ettiniz! Gece yarıları uyanıp buzdolabının kapağını açtınız, iradenize kulak asmadınız, hareketsiz kaldınız.

Bu örnekte olduğu gibi, yaşam yolculuğunuz boyunca kendinizi dizginlemek, hatalarınızdan dersler çıkarmak, berrak bir zihinle düşünmek, size zarar veren ilişkileri kesip atmak, bilginizi çoğaltmak, kendinize iyi bakmak, zamanınızın, paranızın, enerjinizin kıymetini bilmek size bağlıdır.

Özgür iradenizle pek çok şey yapabilirsiniz.

Birileriyle kavgaya tutuşabilir ya da yolunuzu değiştirebilirsiniz. Eğer kavga etmeyi seçerseniz, sonuçları can sıkıcı olabilir ve siz de buna katlanmak zorunda kalırsınız. Hatta başınıza gelenleri anlatırken, birinin sinirlerinizi bozduğundan, sizinle kavga ettiğinden bile söz edebilirsiniz. Oysa yolunu değiştirmeyi seçmeyen bizzat siz olduğunuz, kendinizi kavganın tam ortasına attığınız, kendinize bunu layık gördüğünüz, otokontrolünüzü kullanmadığınız için karşınıza çıkanlar mı kabahatlidir?

Tıpkı kavgaya karışmadan, manipüle olmadan, yolunuzu değiştirdiğinizde, frekansınızı düşürmediğinizde, günün geri kalanını keyifle geçirdiğinizde bunu seçen siz olduğunuz gibi, iyiyi, kötüyü, güzeli, çirkini, doğruyu, yanlışı, ışığı, karanlığı kendi özgür iradenizle seçer ve deneyimlersiniz.

Özgür irade zamandan bağımsız hareket eder.

Biraz önce geçmiş şimdi ve gelecekten bahsetmiştim. Zaman tam olarak şimdidir. Dün de, önceki günde, daha önceki günde olduğunuz zaman aralığı o ana göre şimdidir. Bu makaleyi okumaya başladığınız an biri size seslenmiş olsaydı ve şimdi ne yapıyorsun diye sorsaydı? Ruhsal Bilge diye biri var, yazdığı bir yazıyı okuyorum diyecektiniz. Şu an ise gülümsüyor ve okumaya devam ediyorsanız, yine aynı soru sorulsa, şimdi ne yaptığınızı belirtmiş olacaksınız.

Zamanın hızlıca geçip gitmesini, durmasını, yavaşlamasını ya da geriye dönüp bir şeyleri değiştirmeyi isteyenlerin zaman kavramının ne denli değerli olduğunu fark etmelerini öyle çok isterim ki!

Zaman ve Özgür İrade

Özgür iradenizle yaptığınız her seçim bir sonraki adımın ne olacağını belirler. Yani şimdiki aklım olsaydı diye bir şey yoktur, akıl çalıştırmak ve kullanmak içindir. Eğer geçmişte yaptığınız seçimler yüzünden şimdi kendinizi berbat hissediyorsanız, nedeni seçim yaptığınız zaman diliminde aklınızı kullanmayışınız, özgür iradenizi heba etmenizdir. Şimdi burada öğrendiğiniz dersi özümsemeyi seçerseniz, özgür iradenizi nasıl devreye sokacağınızı da kavramış olursunuz. Bu da gelecekte bir zamanda geriye dönüp baktığınızda pişmanlık duyacağınız çok az deneyim yaşamış olduğunuzu fark etmenize yardımcı olur.

Hiçkimse siz özgür iradenizle izin vermedikçe sizi incitemez.

Hiçbir ilişki durup dururken düğümlenmez. Siz o ilişkiye başlamayı seçtiğinizde zaten aksaklıklar vardır. Kendinizi ikna etmeye, bu illişkiye ihtiyacınız olduğuna inanmaya çalışıyorsunuzdur. Zaman ilerledikçe ilişkiler çıkmaza girer. Kendinizi kurtarmanız için size sonsuz seçenek sunulur. Fakat siz ısrarla, özgür iradenizle o ilişkinin içinde kalmayı seçersiniz. Sağını solunu çekiştirerek üzerinize olmayan bir elbisenin içine sığmaya çalışır gibi ilişkiyi yaşam planınıza uydurmaya uğraşırsınız.

İşler istediğiniz gibi gitmediğinde hayatın zor olduğundan, birbirinden farklı sorunlarla boğuştuğunuzdan yakınmayı bir kenara bırakıp hatırlayın, bu senaryoyu siz yazdınız, rol arkadaşlarınızı belirlediniz ve şimdi oynuyorsunuz. Biri kapınızı çalıp elinize bir metin tutuşturmadı ve al burada yazanları oyna demedi!

Özgür iradenizle küçükten büyüğe neleri seçtiğinize bir bakın.

Bu sabah evden çıkarken hangi ayakkabıyı giydiniz?

Ayakkabı rahatsa ne ala, ama eğer ayağınıza vuruyorsa bundan kimseyi sorumlu tutmayın!

Maaşınızı alır almaz ne yaptınız?

En yakın alışveriş merkezinin yolunu tutup bolca taksite böldürdüğünüz bir alışveriş yaptıysanız, kredi kartı borcunuzu ödemeye sıra geldiğinde sorumlu aramayın.

Hayatınızı paylaştığınız insanlarla ilişkileriniz nasıl ilerliyor?

Bencillikte sınır tanımayan birine en iyi arkadaş etiketini yapıştırdıysanız, sizi çileden çıkaran davranışları yüzünden onu sorumlu tutmayın.

Sorunları tartışarak çözen, küsen, barışan, kalp kıran, yine barışan, yine kavgaya tutuşan birini eş/sevgili olarak seçtiyseniz, sizi üzdüğünden, hayal kırıklığına uğrattığından, yorduğundan söz etmeyin. Onu oraya siz koydunuz ve kendi kendinizi üzen, hayal kırıklığına uğratan, yoran sizden başkası değil.

Bana kalırsa her gün özgür iradenizle yaptığınız seçimleri gözden geçirin. Bunu yapmak farkındalık yaratır. Zamanınızı ne ile değerlendirdiğinizi ya da öldürdüğünüzü, kendinize neyi layık gördüğünüzü, neyi hak ettiğinizi, ne ile ödüllendirildiğinizi, neyin bedelini ödediğinizi gözlemleyebilirsiniz.

Sevgiyle ve Işıkla,

Ruhsal Bilge

YOU MIGHT ALSO LIKE

0 Yorum

Yorum Yap

Your email address will not be published.