" A super cool template for bloggers, photographers and travelers "

Şimdiye Kadar Her Şeye Vaktiniz Vardı Ama Kendinize Değil!

Bundan sadece iki hafta öncesine kadar zamanın hızla akıp geçtiğinden ve size yetmediğinden şikayet ediyor muydunuz?

Büyük olasılıkla bu soruya vereceğiniz cevap ‘Evet!’ olacaktır. Bir yerlere yetişmeye çalışarak geçirdiğiniz günlerinizin içinde kendinize ayıracağınız küçük bir mola için vaktiniz yoktu. Çünkü; yetişmesi gereken işleriniz, tutulacak sözleriniz, randevularınız, kutlamalarınız, sorumluluklarınız vardı ve bütün bunlar hayatınızın öncelikleriydi.

Belki kendi kendinize kalacağınız birkaç saatin hayalini kuruyordunuz; kütüphanenizde okunmayı bekleyen kitaplarınız, sakin kaldığınızda izlenecek filmleriniz, son beş kilonuzu vermek için bir kenara not aldığınız diyet listeniz, düzenlemeyi umut ederken aradığınızı bulamadığınız çekmeceleriniz vardı.

Her Pazartesi sabahı egzersiz yapmaya karar veriyordunuz. Sağlıklı bir beslenme planı uygulamak, erken yatmak, eski dostlarınızla buluşmak, pencere kenarlarına renk renk sardunyalar dizmek, birkaç yeni yemek tarifi denemek planlarınızın arasındaydı. ‘Bir gün mutlaka!’ diyordunuz belki ya da ‘İlk fırsat bulduğumda!’… Şimdiye kadar her yere tam vaktinde yetiştiniz; kuaför randevunuza, çocuğunuzun okul çıkışına, iş toplantılarınıza, arkadaşlarınızla buluşmaya ya da pilates dersinize… Oysa siz oradan oraya koşarken en çok kendinize geç kaldınız!

Başkalarını mutlu ederken, en çok kendinizi önemsemediniz. ‘Hayır’ demek yerine zorundaymışsınız gibi bir şeyleri kabul ederken, en çok kendi isteklerinizi yok saydınız. Gerçek aşkı ararken, içinize sinmeyen bir ilişkinin içinde sıkışıp kaldınız. Sizden başka herkes ve her şey öncelikliydi, bu yüzden en çok kendi değerinizin farkına varamadınız ve en çok kendinize verdiğiniz sözleri tutmadınız.

Çünkü kendiniz için bir şeyler yapmaya ya hiç vaktiniz yoktu ya da nasılsa bir gün mutlaka bolca vaktiniz olurdu! İşte bu yüzden en çok kendinizi ertelediniz. Ruhunuza iyi gelen bir şeyler vardı mutlaka; daha çok ‘Ben saati’ ne sahip olsaydınız belki dans dersine vakit ayırırdınız. Belki de bir sahil kasabasında kendi topladığınız mandalinaların reçelini yapardınız. Kalbinizdeki renklerle bir tuali boyardınız belki.

Hayalleriniz başkaydı, mecbur olduğunuz hayat başka!

Şimdi her birimiz zamanın durduğu yerdeyiz. Bir yerlere yetişme telaşından çok uzakta, kendi kendimize kaldığımız büyük bir sessizliğin içindeyiz. Hayatta kalmanın, özgürce nefes almanın ve aslında ne kadar değerli olduğumuzun  ayrımına vardığımız vakitlerdeyiz.

Bu zorlu süreçte hayatın size verilen en değerli hediye olduğunu fark etmenizi isterim. Hayat varılması gereken bir hedef değil, her anının hakkını vererek yaşadığımız bir yolculuk. İşte sırf bu yüzden öncelikler listenizin en tepesinde siz olmalısınız. Kendinizi mecbur hissettiğiniz için değil, kalben istediğiniz için bir şeyleri yapmalısınız. Başkalarından önce kendinizi siz onaylamalısınız. Biri sizi sevmeden önce kendinizi siz sevmelisiniz.

Çünkü hayat ertelenmek için hem çok uzun hem de çok kısa!

Sevgiyle ve Işıkla,

Ruhsal Bilge

www.ruhsalbilgelik.com web sitesinde yer alan herhangi bir içerik yazılı izin olmadan kopyalanamaz, değiştirilemez ve diğer basılı ve dijital alanlarda (web sitesi, blog, dergi, kitap vb.) kullanılamaz. 

www.ruhsalbilgelik.com web sitesi ve yazarlarının hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda belirtilen hükümlerle korunmaktadır. www.ruhsalbilgelik.com’da yer alan bir yazı, makale, görsel vb. içeriğin başka bir mecrada yayınlanabilmesi için yazının hak sahibine telif hakkı ödenmeli veya içerik sahibinden yazılı izin almalıdır.

Bunların yanında web sitemizde bulunan yazı ve makalelere atıfta bulunabilir, içerikler makalelerde kaynak gösterilebilir, izin alarak, yazar adı ve yazının web sitemizde bulunan sayfasına bağlantı vererek alıntı yapılabilir. Yapılan alıntılarda kesinlikle değişiklik yapılamaz.

 

YOU MIGHT ALSO LIKE

0 Yorum

Yorum Yap

Your email address will not be published.